-SIR- Annemin yüz ifadesi bu sefer değişmişti. Daha farklı görünüyordu. Annemin yüzü sanki biraz duygulanmışcasına bakıyordu o fotoğrafa. Ben bir anneme bir fotoğrafa bakıyordum. Ne olduğunu çok merak etmiştim şimdi. Annem sanki bir şey diyecekmiş gibi oldu ama sonra sustu. Sanırım bu gerçekten önemli bir şeydiki bana demek istemiyordu. Belki de hazır olduğumu düşünmüyordu. Artık daha da meraklanmıştım. Annem aniden ayağa kalktı ve sadece yürüdü. Kapıya doğru ilerledi ve sonra durdu. Annemin birşeyler demesini bekliyordum. Belki de çok gizli birşeydi. Anneme bunu sormak istemiyordum. Bu onun hiç söylememesine neden olabilirdi. Bu nedenle bunu ona sormadım. Zaten en sorabilirdim ki. Annem odadan ayrıldı. Ardından ben fotoğrafın yanımda olmadığını farkettim. Bütün bunlar biraz garipti fakat pek umursamamaya çalıştım. Birden gözüm kitaba ilişti. Onu okumaya karar verdim. Fkat daha sonra anneme soracağım soruyu hatırladım. Anneme gittim ve anneme sordum. Annem buranın İngiltere olduğunu söyledi. Ben bu duruma nasıl tepki vereceğimi bilemedim. Normal şartlarda buna her insan sevinir diye biliyordum. Bu durum çok daha farklıydı. Artık hayatım tamamen değişmişti. Anneme neden bana bunu daha önce söylemediğini söyledim. -Anne bunu bana neden daha önce söylemedin?? -(...) -Anne bana bir cevap ver!? -(...) -ANNE! BUNUN NASIL BİR DURUM OLDUĞUNUN FARKINDA MISIN!!?? -KES SESİNİ! ANNENE BAĞIRAMAZSIN! SEN HANGİ HAKLA BANA BÖYLE HESAP SORARSIN HA! -B-ben -BİR DE CEVAP VERİYOR! SANANE BE! DEMEDİYSEM DEMEDİM! DEFOL GİT!! - A-anne ü-üz-üzgünüm. -GİT DEDİM! Koşarak odama çıktım. Bu sefer de farklı değildi. Hep azar hep azar. Ama ben onu hala çok seviyorum. Onun başına bir şey gelse ben çok üzülürüm. Ona canımı bile veririm. Keşke annem de bana bu sevgiyi hissettirse. Bunu gerçekten çok isterdim. 12 yaşındayım ama hala azar yiyorum. Okula parasız gidiyorum, oyuncak alamıyorum, diğer çocuklar gibi anneme sarılamıyorum. En son anneme 4 yaşımda sarılmıştım. O zamanlar anaokuluna gidiyordum. Okul çıkışı diğer herkes gibi ben de bahçeye çıktım. Onlarca çocuk anne ve babasıyla sarılıyor, kucaklaşıyor ve el ele tutuşup gidiyorlardı. Ben de o sırada babamı çok özledim. Belki de o an babam gelip de beni kucaklayacak ve ben de onunla birlikte eve gidecektim. Küçüklüğümde ölümün ne demek olduğunu ta olarak bilmiyordum. Babamın öldüğünü çok küçük yaşta öğrenmiştim ve bu nedenle ben onun ne demek olduğunu anneme sormuştum. Annem bana onun kötü bir insan olduğunu söylüyordu yalnızca. Ben bunları düşünüp hayaller kurarken annemin kapıya doğru yürüdüğünü gördüm. Okulda yalnızca ben be 5 kişi daha kalmıştı. Annemi gördüğümde ona doğru koşup ona koskocaman sarılmıştım. Annem beni bir anda itivermişti ve ben daha ne olduğunu anlayamadan yere yığılmıştım. Taşlı bir zemine düştüğümden ellerim çok acımıştı. Zaten hassas bir yapım olduğundan direk ağlamaya başlamıştım. Ellerim soyulmuştu. Canım çok yanıyordu. Annemin gelip bana elini uzatıp yardım etmesini bekledim. Hala ağlıyordum ve hala ellerim yanıyordu. Gözlerimi araladım ve anneme baktım. Annem sanki hiçbirşey olmamış ve ben onun kızı değilmişim gibi arkasını dönmüş gidiyordu. O beş çocuğun annesi de gelmişti ve bir bana bir anneme bakıyorlardı. Ne olduğunu anlamamışlardı belli ki. Çocuklarına sarılıp onlar da gittiler. Ben ayağa kalkacak gücü bulamadığımdan ayağa kalkamadım. Annemin orada olmadığını farkettim birden. Çok korkmuştum. Daha fazla ağlamaya başlamıştım ve o sırada orta boylu, biraz şişman, kıvırcık saçlı bir hanımefendinin bana elini uzattığını farkettim. Gözlerimde yaşlarla ona baktım ve sonra da elini tuttum. Beni kaldırdı. O koskocaman ellerinin içi sıcacıktı ve o an için elini bırakmayı hiç istemedim. İlk defa bir kadının elini tutuyordum belki de. Kadın küçücük ve Koreli gözünü andıran gözleriyle bana bakıyordu. Beni kucağına aldı ve beni okulun müdür yardımcısı odasına getirdi. Beni o yumuşacık koltuğa oturttu ve bana sıcak çikolata getirdi. Okul bomboştu ve yalnızca biz ikimiz vardık. Benim annemin numarasını buldu ve onu aradı. Bir yandan da onun hakkındaki kötü düşüncelerini bana açıklıyordu. Onun ağzından çıkan kelimeler gerçekten çok anlamlıydı benim için. Çünkü aynı zamanda hem yumuşak bir dille hem de kalp kırmadan anlatıyordu. Bir annenin nasıl olması gerektiğini anlattı bana. Ardından telefon açıldı ve annem ile konuştu. Annem beni çok da umursamıyordu ve bu nedenle müdür yardımcısı ona neler olduğunu anlattı kibarca. Daha sonra sesler yükselmeye başladı. Ben o anda kendimi çok değişik hissetmiştim. Daha önce birisi hiç beni böyle korumamıştı. Kadın telefonu kapattı ve bana baktı. Gerçekten de acıyarak bakıyordu bana. Benim için yatak serdi ve beraber uyuduk. Ben ona sarılmıştım. Bir anneye nasıl sarılması gerektiğini bilmiyordum. Fakat ona sarılmak çok güzeldi. Sanki bulutların üzerinden güneşe bakıyormuş gibi mutluydum. Sabah uyandığımda evde olduğumu farkettim. Onun nerede olduğunu çok merak ediyordum. Koşarak annemin yanına gittim ve bunu ona sordum.
Annem onun işinden atıldığını anlattı. Onu suçlu bulmuş ve işinden atmışlardı. Annem onlara bir takım yalan da söylemişti. Güya o beni kaçırmıştı. Ben günlerce ağlamıştım. Annem en sonunda dayanamayıp beni çok kötü dövmüştü. Kolum morarmıştı ve çok ağlamıştım. O andan itibaren anneme bir daha asla sarılmadım. Açıkçası anneme sarılmayı çok isterdim. Ardından elimdeki kitaba tekrardan baktım. Dalmışım. ''ŞEKER PORTAKALI'' adlı kitaba baktım ve onu okumaya karar verdim. -----------------DEVAM EDECEK---------------------------------------------4. BÖLÜM 2 KALP-----------------------------------Bu biraz daha uzun oldu ama umarım yeterince iyi olmuştur. Çok hasta olduğumdan pek birşey yapamadım. Hepinizden çooooook özür dileriğmm :<