-IŞIK VE KARANLIK- Önümde koskocaman parlak ve çok sıcak birşey vardı. Onun güneş olduğunu düşündüm ve çok korktum. çırpınıyordum fakat ellerim ve ayaklarım boşuna hareket ediyordu. Çok yaklaşmıştım. Büyük ihtimalle bu bir yıldızdı ve atmosfere giremeden ölecektim. Bu olası bir ihtimaldi. Göz önünde bulundurulabilirdi. Ben çırpınmayı bıraktığımda daha hızlı çekilmeye başladım. Hızlı hızlı nefes alıp veriyordum. O kadar yaklaşmıştık ki başımdan terler akıyordu ve vücudum çok ısınmıştı. O kadar ısınmıştım ki öleceğimi düşündüm. Bu gerçekten çok berbat bir ölüm olurdu. Belki donarak, vurularak veya savaşta ölebilirdim ama uzay değil. Bu sefer adeta ışıkhızında yıldızın içine girmiştim. Bu çok hızlı olmuştu. Vücudum çok kötü bir haldeydi. Gözlerimi açamadım. Yavaş yavaş göz kapaklarım ağırlaştı ve kapandı. Uyandığımda pamuksu bir yapının üstünde olduğumu farkettim. Fakat bu şey pamuk veya başka bildiğim birşeye benzemiyordu. Açıkçası ne olduğunu anlamamıştım. Üstümde hiç kıyafet olmadığını farkettim. Bu cidden utanç vericiydi. Aynı zamanda açtım. Kıyafetlerim sürtünmeden ötürü yanmıştı yüksek ihtimalle. Belki de başka bir şey.. Hemen bir giysi dolabı aradım. Ardından minik bir dolap buldum. İçindeki giysilerin kime ait olduğunu ya da neye benzediklerine bile bakmadan hemen giydim. Artık üstümde vücudumu örtecek bir şey vardı. Altıma birşey giyememiş olsamda üstümdeki kıyafet oldukça uzundu. Bileğime kadar geliyordu ve bu çok iyiydi. Çok rahattı ama kime ait olduğunu bilmiyordum. Kimin evindeydim? Neredeydim? Hangi zamandaydık? Annem ne yapıyordu? Aklımdaki bu sorular beni çok oyalıyordu. Ne yapacağımı bilememiştim ama odanın dışına çıkmak istedim. Çıktığımda dışarıda olduğumu anladım. Burası nasıl bir evdi böyle? Bir odalı ev hiç duymamıştım. Bu çok garipti. Ardından kırmızı vücutlu, siyah saçlı, küçük boylu ve yüzsüz bir çocuk önümde durdu. Ben şaka yapmıyorum. GERÇEKTEN YÜZSÜZDÜ. Yüzünün olmaması epey garipti ve bu beni oldukça ürkütmüştü. Ne var ki yanındaki adam da ona çok benziyordu. Onun babası olduğunu düşünmüştüm ve bu gerçekten olasıydı. Babası çok sert birisine benziyordu yüzsüz olmasına rağmen. Çok korkunçtu. Gerçekten bu yaşananlar beni çok etkilemişti. Ne yapacağımı bilmiyordum. Adam birden konuşmaya başladı. Fakat ağzı yoktu ve sonra onu gördüm.. Onun ağzı karnındaydı. Göğsü tamamen açıktı ve yalnızca pantolonu vardı. Kaslıydı. Adam ''Burada yeni olmalısın. Sen büyük ihtimalle Dünya'dan gönderildin.'' derin bir soluk aldı ''Seni burada görmek emm...'' Sanırım diyeceği kelimeyi arıyordu. Doğru kelimeyi seçmek onun için çok zor gibi duruyordu çünkü uzun bir süre düşündü ve sonra terlemeye başladı. Belki de dilimi konuşmak zordu onun için. Ama bir sıkıntı vardı. O benim hangi dilde konuştuğumu bilmiyordu ki. Ben hiç konuşmamıştım. Zaten Türkçe konuştuğumu nasıl anlayabilirdi ki. Az sonra bunu fırsat bilmiş olacak ki ''Ben çok terledim en iyisi bir pakuema* almak.'' elbette onun ne olduğunu bilmiyordum.
* Pakuema: Havlu (gerçek değildir)